NEVVÂS B. SEM‘ÂN EL-KİLÂBÎ (R.A.) (ö.41-50 ?)

    17 Hadis ravisi Sahâbî  -.

1- HAYATI-GENEL BİLGİLER:

Nevvâs bin Sem‘ân b. Hâlid b. Abdillâh b. Amr b. Kurt b. Abdillâh b. Ebî Bekr b. Kilâb b. Rebîa b. Âmir b. Sa‘sa‘a el-Âmirî el-Kilâbî eş-Şâmî (نَوَّاسُ بْنُ سَمْعَانَ بْنِ خَالِدٍ الْكِلَابِيُّ) (2, 3), Âmir b. Sa‘sa‘a kabilesinin Benî Kilâb koluna mensup meşhur sahâbîlerden biridir (2, 3).

Kendisi aslen Kilâb kabilesinden olup Medine ehli ve Ensar ile olan yakın ittifakı (halîf) ve bağları sebebiyle bazı kaynaklarda "el-Ensârî" (4), Şam bölgesine yerleştiği için de "eş-Şâmî" nisbeleriyle zikredilmiştir (1, 2).

Büyük hadis ve ricâl âlimlerinden İbn Hacer el-Askalânî onu "sahâbî meşhûr" (meşhur bir sahâbî) olarak nitelendirmiş (1, 2), Ebû Hâtim er-Râzî ve İbn Hibbân gibi otoriteler de onun sahâbî olduğunu açıkça tescil etmişlerdir (1). Hem kendisinin hem de babasının sahâbîlik şerefine nâil olduğu belirtilmiştir (2, 3).

2. AİLESİ, KÜNYESİ, YERLEŞMESİ ve VEFATI.

Babası Sem‘ân bin Hâlid, İslâm‘ın erken dönemlerinde Hz. Peygamber’in (ﷺ) huzuruna elçi (vâfid) olarak gelip Müslüman olmuş, Resûlullah‘a (ﷺ) iki adet nalın (sandalet) hediye etmiş ve Efendimiz de bu hediyeyi kabul ederek kendisine hayır duada bulunmuştur (2, 3).

Kaynaklarda ayrıca Sem‘ân bin Hâlid‘in kız kardeşini (Nevvâs‘ın halasını) Hz. Peygamber (ﷺ) ile evlendirdiği, ancak evlilik esnasında yaşanan bazı özel durumlardan ötürü ayrılık vuku bulduğu aktarılmaktadır (2, 3).

Nevvâs b. Sem‘ân, Medine‘ye geldikten sonra oraya tamamen yerleşmek yerine, sırf Allah Resûlü‘ne (ﷺ) doğrudan soru sorabilmek ve dinî hükümleri ilk ağızdan öğrenebilmek amacıyla bir yıl boyunca Medine‘de misafir olarak kalmıştır (1, 5). İmam Buhârî, onun bu durumunu "Medine‘de Nebî (ﷺ) ile birlikte bir yıl ikamet etti" diyerek cerh-ta‘dil kayıtlarında zikretmiştir (1). Çünkü o dönemde Medine‘ye tamamen hicret edip yerleşen sahâbîler, Hz. Peygamber‘e (ﷺ) duydukları derin saygı ve heybetten ötürü doğrudan soru sormaktan çekinirlerdi (5).

Medine‘deki bu bir yıllık yoğun eğitim sürecinin ardından Suriye (Şam) bölgesine dönerek oraya yerleşmiş ve Şam ehlinin hadis tarihindeki önemli ilim kaynaklarından biri olmuştur (1, 2).

Nevvâs b. Sem‘ân‘ın kesin vefat yılı net olarak bilinmemekle birlikte, Hicrî 41-50 yılları arasında (Milâdî 661-670 civarı), Şam‘da vefat ettiği ve oraya defnedildiği kabul edilmektedir (2, 7).

3. HADİS RİVAYETİNDEKİ YERİ ve TALEBELERİ.

Nevvâs b. Sem‘ân, özellikle kıyamet alametleri, Deccal fitnesi, Yecûc ve Mecûc‘ün çıkışı, Hz. İsa‘nın nüzulü-inişi ile ahlakî kurallara ve tevhide dair rivayetleriyle İslam dünyasında çok müstesna-özel bir yere sahiptir (3, 5, 6).

Kendisinden başta Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr ve babası Cübeyr b. Nüfeyr olmak üzere, Şam bölgesinin önde gelen tâbiîn muhaddisleri, hadis nakletmişlerdir. (2, 3).

Rivayetleri temel İslâm kaynaklarında titizlikle korunmuştur. Ricâl kaynaklarındaki sened dağılımlarına göre rivayet ettiği hadisler; Sahîh-i Müslim‘de 4, Tirmizî‘de 4, İbn Mâce‘de 3, Ebû Dâvûd‘da 1, Sünen-i Dârimî‘de 2 ve İmam Ahmed b. Hanbel‘in Müsned‘inde 9 adet olmak üzere farklı kanallarla muhafaza edilmiştir (1).

4. RİVAYET ETTİĞİ MEŞHUR HADİSLER.

## 1. İyilik ve Günahın (Birr ve İsm) Tanımı:

عَنْ نَوَّاسِ بْنِ سَمْعَانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: سَأَلْتُ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ عَنِ الْبِرِّ وَالْإِثْمِ فقال "البر حسن الخلق. والإثم ما حاك في صدرك، وكرهت أن يطلع عليه الناس.
Nevvâs b. Sem‘ân (ra) şöyle dedi:
"Resûlullah‘a (ﷺ) iyilik (birr) ve günahın (ism) ne olduğunu sordum. Resûlullah (ﷺ) şöyle buyurdu: ‘İyilik, güzel ahlaktır. Günah ise vicdanını tırmalayan (içini rahatsız eden) ve insanların bilmesini istemediğin şeydir.‘"

Kaynak: Müslim, es-Sahîh, Kitâbü‘l-Birri ve‘s-Sıla, Bâb 5, Hadis No: 2553 (5)
İlgili Kaynak


## 2. Medine‘de İkamet Etme Sebebi ve Soru Sorma Arzusu :

عَنْ نَوَّاسِ بْنِ سَمْعَانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: أَقَمْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ بِالْمَدِينَةِ سَنَةً، مَا يَمْنَعُنِي مِنَ الْهِجْرَةِ إِلَّا الْمَسْأَلَةُ. كَانَ أَحَدُنَا إِذَا هَاجَرَ لَمْ يَسْأَلْ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ شَيْءٍ.
Nevvâs b. Sem‘ân (ra) şöyle dedi:
"Resûlullah‘ın (ﷺ) yanında Medine‘de bir yıl kaldım. Hicret edip (tamamen) yerleşmeme sadece soru sorma arzusu engel oluyordu. Çünkü bizden biri tamamen hicret edip yerleştiği zaman (çekindiğinden) Resûlullah‘a (ﷺ) bir şey sormazdı..."
Kaynak: Müslim, es-Sahîh, Kitâbü‘l-Birri ve‘s-Sıla, Bâb 5, Hadis No: 2553 (5)


## 3. Deccal‘in Ortaya Çıkışı ve Ümmet üzerindeki Fitnesi :

-عَنْ نَوَّاسِ بْنِ سَمْعَانَ الْكِلَابِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: ذَكَرَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ الدَّجَّالَ ذَاتَ غَدَاةٍ، فَخَفَّضَ فِيهِ وَرَفَّعَ حَتَّى ظَنَنَّاهُ فِي طَائِفَةِ النَّخْلِ...فَقَالَ : " غَيْرُ الدَّجَّالِ أَخْوَفُنِي عَلَيْكُمْ إِنْ يَخْرُجْ ، وَأَنَا فِيكُمْ فَأَنَا حَجِيجُهُ دُونَكُمْ ، وَإِنْ يَخْرُجْ وَلَسْتُ فِيكُمْ ، فَامْرُؤٌ حَجِيجُ نَفْسِهِ وَاللَّهُ خَلِيفَتِي عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ.....
Nevvâs b. Sem‘ân el-Kilâbî (ra) şöyle dedi: "Resûlullah (ﷺ) bir sabah Deccal‘den bahsetti. Onun fitnesini gâh önemsemeyerek küçülttü, gâh ehemmiyet vererek büyüttü. Öyle ki biz onu (Medine civarındaki) hurma bahçelerinde sandık.... Resûlullah (ﷺ) şöyle buyurdu: ‘Eğer ben aranızdayken çıkarsa, sizin adınıza ona karşı durup onu mağlup ederim. Eğer ben aranızda yokken çıkarsa, artık herkes kendi kendinin savunucusudur. Allah her Müslüman hakkında benim halifemdir (koruyucusudur)...‘"

Kaynak: -Müslim, es-Sahîh, Kitâbü‘l-Fiten ve Eşrâti‘s-Sâat, Bâb 20, Hadis No: 2937 (5)


## 4. İlâhî Vahiy Geldiğinde Semâvâtın Sarsılması.

«عَنْ نَوَّاسِ بْنِ سَمْعَانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا أَرَادَ اللَّهُ تَعَالَى أَنْ يُوحِيَ بِالأَمْرِ تَكَلَّمَ بِالْوَحْيِ، أَخَذَتِ السَّمَاوَاتُ مِنْهُ رَجْفَةً —أَوْ قَالَ: رِعْدَةً— شَدِيدَةً؛ خَوْفًا مِنَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ، فَإِذَا سَمِعَ ذَلِكَ أَهْلُ السَّمَاوَاتِ صَعِقُوا وَخَرُّوا لِلَّهِ سُجَّدًا، فَيَكُونُ أَوَّلُ مَنْ يَرْفَعُ رَأْسَهُ جِبْرِيلُ، فَيُكَلِّمُهُ اللَّهُ مِنْ وَحْيِهِ بِمَا أَرَادَ، ثُمَّ يَمُرُّ جِبْرِيلُ عَلَى الْمَلَائِكَةِ، كُلَّمَا مَرَّ بِسَمَاءٍ سَمَاءٍ سَأَلَهُ مَلَائِكَتُهَا: مَاذَا قَالَ رَبُّنَا يَا جِبْرِيلُ؟ فَيَقُولُ جِبْرِيلُ: قَالَ الْحَقَّ، وَهُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ، فَيَقُولُونَ كُلُّهُمْ مِثْلَ مَا قَالَ جِبْرِيلُ، فَيَنْتَهِي جِبْرِيلُ بِالْوَحْيِ إِلَى حَيْثُ أَمَرَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ»
Nevvâs b. Sem‘ân (r.a.) anlatıyor: Resûlullah (ﷺ) şöyle dedi:
"Yüce Allah bir konuda vahiy indirmeyi isteyip kelamıyla buyurduğunda, O‘nun korkusundan gökleri şiddetli bir sarsıntı —veya bir titreme— kaplar.
Gök ehli (melekler) bu ilâhî kelamı işitince korkudan bayılırlar ve Allah’a secde ederek yere kapanırlar. Başını secdeden ilk kaldıran melek, Cebrâil olur. Allah, o vahiyden dilediğini Cebrâil’e vahyeder/bildirir.
Ardından Cebrâil diğer meleklerin yanından geçer. Uğradığı her gök katındaki melekler ona: ‘Ey Cebrâil! Rabbimiz ne buyurdu?‘ diye sorarlar. Cebrâil de: ‘Hakkı buyurdu, O çok yücedir, çok büyüktür‘ der. Bunun üzerine bütün melekler de Cebrâil‘in söylediği bu sözü tekrarlarlar. Sonunda Cebrâil, o vahyi, Aziz ve Celil olan Allah‘ın emrettiği yere ulaştırır."

Kaynak:
-Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr, Cilt 22, Sayfa 65, Hadis No: 157.
-Beyhakî, Kitâbü‘l-Esmâ ve‘s-Sıfât, Cilt 2, Sayfa 234.


## 5. Kalplerin ve Mizanın Allah‘ın Kudretinde Olması Hadisi.

سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: مَا مِنْ قَلْبٍ إِلَّا بَيْنَ إِصْبَعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الرَّحْمَنِ، إِنْ شَاءَ أَقَامَهُ وَإِنْ شَاءَ أَزَاغَهُ. وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: يَا مُثَبِّتَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى دِينِكَ. قَالَ: وَالْمِيزَانُ بِيَدِ الرَّحْمَنِ، يَرْفَعُ أَقْوَامًا وَيَخْفِضُ آخَرِينَ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ.
Nevvâs b. Sem‘ân el-Kilâbî (r.a.) anlatıyor: Resûlullah‘ın (ﷺ) şöyle dediğini işittim:
"Bütün kalpler şüphesiz Rahmân’ın kudret ve iradesi altındadır. O, dilediği kalbi hak dinde sabit tutar, dilediğini ise haktan saptırır."
Allah Resûlü (ﷺ) sık sık şöyle yalvarırdı: "Ey kalplere yön veren Allah‘ım! Bizim kalplerimizi de senin dinin üzere sabit kıl."
Sözlerine şöyle devam etti: "Adalet ve rızık terazisi de Rahmân’ın elindedir; kıyamet gününe kadar dilediği toplulukları yüceltir, dilediklerini ise alçaltır."

Kaynak: ibni Mace, mukaddime, 13- 199.
İlgili Kaynak


## 6. Yol Hadisi.

عَنْ النَّوَّاسِ بْنِ سَمْعَانَ الْأَنْصَارِيِّ ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، قَالَ : " ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا صِرَاطًا مُسْتَقِيمًا ، وَعَلَى جَنَبَتَيْ الصِّرَاطِ سُورَانِ ، فِيهِمَا أَبْوَابٌ مُفَتَّحَةٌ ، وَعَلَى الْأَبْوَابِ سُتُورٌ مُرْخَاةٌ ، وَعَلَى بَابِ الصِّرَاطِ دَاعٍ يَقُولُ : يَا أَيُّهَا النَّاسُ ، ادْخُلُوا الصِّرَاطَ جَمِيعًا ، وَلَا تَتَعَرَّجُوا ، وَدَاعٍ يَدْعُو مِنْ فَوْقِ الصِّرَاطِ ، فَإِذَا أَرَادَ يَفْتَحُ شَيْئًا مِنْ تِلْكَ الْأَبْوَابِ ، قَالَ : وَيْحَكَ لَا تَفْتَحْهُ ، فَإِنَّكَ إِنْ تَفْتَحْهُ تَلِجْهُ ، وَالصِّرَاطُ الْإِسْلَامُ ، وَالسُّورَانِ حُدُودُ اللَّهِ ، وَالْأَبْوَابُ الْمُفَتَّحَةُ مَحَارِمُ اللَّهِ ، وَذَلِكَ الدَّاعِي عَلَى رَأْسِ الصِّرَاطِ كِتَابُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ، وَالدَّاعِي من فَوْقَ الصِّرَاطِ وَاعِظُ اللَّهِ فِي قَلْبِ كُلِّ مُسْلِمٍ.
Nevvâs b. Sem’ân el-Ensârî’den (r.a.) aktarıldığına göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle demiştir:
"Allah, (bizi ulaştırmak için) dosdoğru bir yolu (sırat-ı müstakimi) misal/örnek verdi. Bu yolun her iki tarafında (boylu boyunca uzanan) iki duvar vardır. O iki duvarda (dışarıya) açılmış perdeli kapılar bulunmaktadır. Kapıların üzerinde ise aşağıya doğru salınmış perdeler vardır.
Yolun giriş kapısında (başında) bir münadi/çağırıcı durmakta ve şöyle seslenmektedir. ‘-Ey insanlar! Hepiniz topluca bu dosdoğru yola girin ve sağa sola sapıp dağılmayın!‘ Yolun üstünden (içinden) seslenen bir başka çağırıcı daha vardır.
Yolcu, bu kapılardan herhangi birini (perdesini) açmak istediğinde o çağırıcı şöyle der: ‘Yazıklar olsun sana! Sakın o perdeyi açma! Eğer onu açarsan, içeriye giriverirsin (kendini tutamazsın).‘
İşte bu dosdoğru yol, İslâm’dır. İki taraftaki duvarlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır (hudutullah). Açılmış kapılar, Allah’ın haram kıldığı şeylerdir (mahârimullah). Yolun başındaki çağırıcı Allah’ın Kitabı’dır (Kur‘an). Yolun üstünden seslenen çağırıcı ise, her Müslümanın kalbinde yer alan Allah’ın öğütçüsüdür (vicdan/iman nurudur)."

Kaynak: Müsnedi Ahmed - no:17634.
İlgili Kaynak


Aktardığı Hadisleri,varyantları ile şu LİNKTEN okuyabilirsiniz.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan râzı olsun.
---------

** 📚 BİBLİYOGRAFYA / DİPNOTLAR
1. Islamic Urdu Books, Râvi Veritabanı, Nevvâs b. Sem‘ân Maddesi (Râvi ID: 1745).
İlgili Kaynak

2. İbn Hacer el-Askalânî, el-İsâbe fî Temyîzi‘s-Sahâbe, Nevvâs b. Sem‘ân el-Kilâbî tercümesi; Sahaba Rasoolona Veritabanı.
İlgili Kaynak

3. İbnü‘l-Esîr, Üsdü‘l-Gābe fî Ma‘rifeti‘s-Sahâbe, Nevvâs b. Sem‘ân maddesi.

4. el-Mizzî, Tehzîbü‘l-Kemâl fî Esmâ‘i‘r-Ricâl, Al-Nawwas bin Sam‘an el-Ansari maddesi.

5. Müslim b. el-Haccâc, es-Sahîh, ilgili kitâb ve bâb rivayetleri.

6. İbn Ebî Âsım, es-Sünne; Kitâbü‘t-Tevhîd rivayetleri.

7. İbn Hibbân, Kitâbü‘s-Sikât ve Meşâhîru Ulemâi‘l-Emsâr, Şam tabakası râvileri.

mico_tasarım & chatGPT