* ABDULLAH BİN CERAD (R.A.) (ö....) |
| 20 Hadis ravisi Sahâbî -. |
1- HAYATI: NESEBİ VE KABİLESİ : Buhari, İbn Hibban ve İbn Makula şöyle demişlerdir: Abdullah ibn Cerad ra bir Sahabe idi. İbn Mande şöyle demiştir: Taif halkı arasında sayılırdı. Yakub ibn Sufyan ve diğerleri onu Sahabe arasında zikretmişlerdir. Soy Ağacı: Tam adı kaynaklarda iki varyantla aktarılır: Abdullah bin Cerâd bin el-Müntefik bin Âmir bin Ukse (veya Ukayl) el-Ukaylî el-Hafâcî. (Ebu nuaym El İsfahani) ) Ebû Ubeyd’in aktardığı farklı bir silsileye göre; Abdullah bin Cerâd bin Muâviye bin Ferec bin Hafâce el-Ukaylî. (ibnul Esir - Usdul ğabe) ) -Kabilesi ve Memleketi: Adnanî nesebine dayanan Kays b. Aylân’ın bir kolu olan Benû Müntefik (veya Ukayl) kabilesine mensuptur. Tâif çölü (bâdiye) ehlinden sayılır. İbnü’l-Esîr’in Usdü’l-Gābe adlı eserinde belirttiğine göre, Abdullah bin Cerad Tâif halkından (Ehl-i Tâif) sayılmaktadır. -Şam Yolculuğu: İbn Asâkir ve İbn Manzûr’un Şam Tarihi (Târihu Medîneti Dımaşk) külliyatına alınmasının gerekçesi, onun Şam bölgesine seyahat etmesidir. Metinler, onun Hz. Peygamber’e Şam’ın Mûte bölgesinden gelerek ulaştığını kaydeder. 2. ÖNE ÇIKAN HADİS MİRASI ve METİN ÇEŞİTLİLİĞİ : Biyografi ve hadis mecmualarında Abdullah bin Cerâd’a nispet edilen rivayetler ahlak, tıp, devlet hukuku ve tarihi şahitlikleri kapsar: Şair Lebîd’in Beyitlerine Şahitliği: Birçok kaynakta Ebû Hüreyre tarikiyle bilinen meşhur şair Lebîd hikayesini, Şam senediyle Abdullah bin Cerâd bizzat aktarır. Lebîd’in, "Bilesiniz ki, Allah’tan başka her şey batıldır" mısrasına Hz. Peygamber’in "Doğru söyledin" dediğini; ancak peşinden gelen "Ve şüphesiz her nimet bir gün yok olmaya mahkumdur" mısrasına ise "Yanıldın (Yalan söyledin), çünkü cennet nimetleri asla yok olmaz!" diyerek müdahale ettiğini nakletmiştir. Azınlık (Zimmî) Hakları Beyannamesi: İslam devlet hukukunu ilgilendiren hadislerden birini rivayet etmiştir: "Her kim cizyesini ödeyen ve devletin kanunlarına itaat eden bir zimmîye (gayrimüslim vatandaşa) zulmederse, kıyamet günü onun hasmı (karşı davacısı) ben olurum!" Mal Çokluğu ve Fitne Riski: Hz. Peygamber’in kendisine otuz devesinin yüz deveden neden daha hayırlı olduğunu açıkladığı zühd odaklı mülakatı aktarır: "Yüz deve sahibini gururlandırır, hakkını tam ödetmez, sevindirir ama fitneye düşürür." Sütün Mahiyeti ve Tıbbî Tavsiyeler: Elbisesine süt damladığında suyla temizleyen Hz. Peygamber’in, sütün fers (sindirilmiş gıda) ile kan arasından süzülüp gelen saf bir rızık, Müslümanların katığı ve cennet içeceği olduğunu buyurduğunu nakletmiştir. Ayrıca damardan kan akıtmayı (faks) yeren, hacamatı öven tıbbi tavsiyeleri de mevcuttur. Es-Süyûtî’nin Derlemeleri: Celâleddin es-Süyûtî, Câmiu’l-Cevâmî eserinde Abdullah bin Cerâd’dan gelen senedi zayıf diğer metinleri de koruma altına almıştır. 3. CERH ve TA’DÎL (Hadis Tenkidi) AÇISINDAN DURUMU. Biyografisinin İslam rical ilminde çok geniş yer tutmasının temel nedeni, Hadis veritabanında da belirtildiği üzere, kendisinden rivayet eden senedin merkezindeki Ye’lâ bin el-Eşdak isimli râvidir. Ye’lâ bin el-Eşdak Paradoksu: Abdullah bin Cerâd’ın kız veya erkek kardeşinin oğlu (yeğeni) olan Ye’lâ, 126 yıldan fazla yaşamış bir çöl bedevisidir. Yaşlandığında ezberi bozulan ve hadis uyduran kişilerce manipüle edilen Ye’lâ yüzünden, Ebû Zür’a ve İbn Ebî Hâtim gibi eleştirmenler, Abdullah bin Cerâd’ın rivayet zincirlerini "Vâhi" (aşırı zayıf/aslı olmayan) kabul etmiştir. İbn Hacer’in Savunması ve Tarih Hatasının Düzeltilmesi: İbn Hibbân, Abdullah bin Cerâd’ın Hicri 164 yılında vefat ettiğini yazmış ve "Bir sahâbî bu tarihe kadar yaşayamaz, öyleyse sahâbîliği uydurmadır" diyerek onu reddetmiştir. Ancak İbn Hacer el-Askalânî, el-İsâbe eserinde İmam Buhârî’nin kayıtlarını inceleyerek bu hatayı çözer: Hicri 164’te ölen kişi sahâbî Abdullah bin Cerâd değil, ondan sonraki nesilde yer alan râvi Ebû Katâde el-Harrânî rh’dir. Dolayısıyla İbn Hacer, Abdullah’ın şahsının kesin olarak sahâbî olduğunu tescillemiş, zayıflığın amcanın kendisinde değil, yeğeni Ye’lâ’nın hafızasında olduğunu ispat etmiştir. 4. VEFATI. Onun Hicri 1. yüzyılın ortalarında veya sonlarında, diğer sahâbîlerin normal vefat yaşları döngüsünde (muhtemelen Tâif veya Şam bölgesinde) vefat ettiği kabul edilir. Ancak rical kitapları sadece yeğeni Ye’lâ bin el-Eşdak üzerinden gelen senet krizine ve 164 yılındaki isim karışıklığına odaklandığı için, Abdullah bin Cerâd’ın ay ve gün olarak kesin ölüm yılı, kayıtlara geçmemiştir. 5. SÜYÛTÎ-NİN NAKLETTİĞİ HADİSLER ve yeğeni Ye’lâ bin el-Eşdak vasıtasıyla gelen tüm Abdullah bin Cerâd rivayetlerinin tematik özeti: a. Sosyal Hayat, cömertlik cimrilik, hayrı aramak: مَنْ أَطْعَمَ كَبِدًا جَائِعَةً، أَطْعَمَهُ اللَّهُ مِنْ أَطْيَبِ طَعَامِ الْجَنَّةِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ» :«مَنْ بَرَّدَ كَبِدًا عِطْشَانَ، سَقَاهُ اللَّهُ وَأَرْوَاهُ مِنْ شَرَابِ الْجَنَّةِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ» "Kim aç bir ciğeri (canlıyı) doyurursa, Allah da onu kıyamette cennetin en güzel yemekleriyle doyurur." "Kim susuz bir ciğeri (canlıyı) serinletirse (su verirse), Allah da kıyamet günü onu cennet şerbetiyle suya kandırır." Kaynak: İbni Mansûr Muhtasar Tarihi Dımaşk. «إِذَا ابْتَغَيْتُمُ الْمَعْرُوفَ فَابْتَغُوهُ فِي حِسَانِ الْوُجُوهِ "Bir iyilik veya ihsan talep edeceğiniz (arayacağınız) zaman onu güzel yüzlü (güler yüzlü/temiz simalı) insanlardan isteyin." Kaynak : İbni Adiy- El kamil fid duafai - 9-185 Cömertlik ve Cimrilik Ağacı: حَدَّثَنَا يَعْلَى بْنُ الْأَشْدَقِ، عَنْ عَمِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَرَادٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَوَاللَّهِ لا يَلِجُ النَّارَ إِلَّا بَخِيلٌ، وَلَا يَلِجُ الْجَنَّةَ شَحِيحٌ، إِنَّ السَّخَاءَ شَجَرَةٌ فِي الْجَنَّةِ يُسَمَّى السَّخَاءَ، وَإِنَّ الشُّحَّ شَجَرَةٌ فِي النَّارِ يُسَمَّى الشُّحَّ» "Ye’lâ bin el-Eşdak, amcası Abdullah bin Cerâd’dan (r.a.) nakleder: Abdullah bin Cerâd ra dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu. "Allah’a yemin olsun ki, cehenneme ancak cimri olan girer; cennete ise hırslı-bencil (şahîh) olan kimse asla giremez. Şüphesiz cömertlik (sehâvet), cennette (Cömertlik) adı verilen bir ağaçtır; cimrilik/bencillik (şuh) ise cehennemde ’Şuh’ (Cimrilik) adı verilen bir ağaçtır. " Kaynak: Beyhaki -şuabul iman-13-309 10376 b. İbadet, Temizlik ve Sağlık Tavsiyeleri: Misvakın Önemi: ١٣٣٦٧- السَّوَاكُ مِنَ الْفِطْرَةِ (أَبُو نُعَيْمٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جُرَادٍ) 13367- Abdullah bin Cerad ra’den," - "Misvak (kullanmak) fıtrattandır/doğaldır." Ebu Naim - Suyuti Tıp ve Tedavi Metodu: عَنْ ابْنِ جَرَاد قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ ﷺ (الْعُرُوقُ مسْقَمَةٌ، وَالْحِجامَةُ خَيْرٌ منْهُ). قَطعُ الْعروق مَسْقَمَةٌ. İbn Cerâd’dan (r.a.) nakledildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:— "(Tedavi amacıyla rastgele) damarları kesmek/kanatmak hastalığı artırır (vücudu bitkin düşürür); hacamat ise bundan daha hayırlıdır."(Râvi veya şârih eklemesi): Damarları kesmek (vücutta derin kesikler açarak kan akıtmak) hastalığı artırıcı bir etkendir. Sütün Mahiyeti: وَبِهِ أَنَّ النَّبىَّ ﷺ كَانَ إِذَا ضُرِبَتْ رَاحلَتُهُ دَعَا بِلَبَنٍ فَشَربَ فَقَطَرَتْ عَلَى ثَوْبِهِ قَطْرَةٌ فَدَعَا بِمَاءٍ فَغَسَلَهُ وَقَالَ هُوَ يَخْرُجُ منْ بَيْنِ فَرْثٍ وَدَمٍ وَهُوَ طَعَامُ الْمُسْلِمينَ، وَشَرَابُ أَهْلِ الْجَنَّةِ. İbn Cerâd’dan (r.a.) nakledildiğine göre —Resûlullah (s.a.v.)’ın devesi (hareket halindeyken hızlıca) sarsıldığında/hızlandığında süt ister ve içerdi.(Bir defasında süt içerken) elbisesine bir damla süt damladı. Bunun üzerine su istedi ve o damlayan yeri yıkadı. Ardından şöyle buyurdu:— ’O (süt), fers (sindirilmiş gıda artığı) ile kan arasından (süzülüp tertemiz) çıkar; o Müslümanların (dünyadaki) azığı/katığı ve cennet ehlinin (ahiretteki) içeceğidir. " c. Zühd, Dünya Hayatı ve Ahiret BilinciDünya ve Ahiret Dengesi: «اطْلُبُوا الْخَيْرَ دَهْرَكُمْ، وَاهْرُبُوا مِنَ النَّارِ جُهْدَكُمْ، فَإِنَّ الْجَنَّةَ لَا يَنَامُ طَالِبُهَا، وَإِنَّ النَّارَ لَا يَنَامُ هَارِبُهَا، وَإِنَّ الْآخِرَةَ مُحَفَّفَةٌ بِالْمَكَارِهِ وَحَصْرِ مَوَارِدِهَا النَّوْمُ، وَإِنَّ الدُّنْيَا مُحَفَّفَةٌ بِاللَّذَّاتِ وَالشَّهَوَاتِ، فَلَا تُلْهِيَنَّكُمْ شَهَوَاتُ الدُّنْيَا وَلَذَّاتُهَا عَنِ الْآخِرَةِ، إِنَّهُ لَا دُنْيَا لِمَنْ لَا آخِرَةَ لَهُ، وَلَا آخِرَةَ لِمَنْ لَا دُنْيَا لَهُ، إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَبْلَغَ فِي الْمَعْذِرَةِ وَبَلَّغَ الْمَوْعِظَةَ، إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَحَلَّ كَثِيرًا طَيِّبًا لَكُمْ فِيهِ سَعَةٌ وَحَرَّمَ خَبِيثًا، فَاجْتَنِبُوا مَا حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْكُمْ وَأَطِيعُوا اللَّهَ، فَإِنَّهُ لَنْ يُحِلَّ اللَّهُ شَيْئًا حَرَّمَهُ، وَلَنْ يُحَرِّمَ شَيْئًا أَحَلَّهُ، وَإِنَّهُ مَنْ تَرَكَ الْحَرَامَ وَأَكَلَ الْحَلَالَ أَطَاعَ الرَّحْمَنَ، وَاسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى لَا انْفِصَامَ لَهَا، وَاجْتَمَعَتْ لَهُ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةُ، هَذَا لِمَنْ أَطَاعَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ» "Abdullah bin Cerâd’dan (r.a.) nakledildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: — "Ömrünüz (yaşadığınız çağ) boyunca daima hayrı arayıp isteyin. Gücünüz yettiğince de cehennem ateşinden kaçının. Çünkü cenneti arzulayan da (gafletle) uyumaz, cehennemden kaçan da uyuyup kalmaz. Şüphesiz ahiret, nefsin hoşlanmadığı zorluklarla (mekârih) kuşatılmıştır ve oraya giden yolları tıkayan/daraltan şey (gaflet) uykusudur. Dünya ise (geçici) lezzetler ve şehvetlerle sarılmıştır. Sakın dünyanın şehvetleri ve lezzetleri sizi ahiretten alıkoyup aldatmasın! Gerçek şu ki; ahireti olmayanın (huzurlu bir) dünyası da yoktur, dünyası olmayanın (burada azık toplamayanın) ahireti de yoktur. Allah (emir ve yasaklarını bildirerek) mazeretleri ortadan kaldırmış ve öğüdü en eksiksiz şekilde ulaştırmıştır. Allah, sizin için içinde genişlik ve ferahlık bulunan pek çok temiz (helal) şeyi helal kılmış; çirkin ve kötü (habis) şeyleri ise haram kılmıştır. Öyleyse Allah’ın size haram kıldığı şeylerden kaçının ve Allah’a itaat edin. Çünkü Allah, haram kıldığı bir şeyi asla helal etmeyeceği gibi, helal kıldığı bir şeyi de asla haram etmeyecektir. Şüphesiz her kim haramı terk eder ve helalden yerse, Rahmân’a itaat etmiş ve kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa (Urvetü’l-Vüskâ’ya) tutunmuş olur. Böylece hem dünya hem de ahiret (mutluluğu) onun için bir araya gelir. İşte bu, Azîz ve Celîl olan Allah’ı dinleyip O’na itaat eden kimseler içindir. " Beyhaki zuhdul kebir - 1-286/740 Az Devenin Çok Deveden Hayırlı Olması: عَنْ يَعْلى بْنِ الأَشْدق، عَنْ عَمِّهِ عَبْدِ الله بنِ جَرَاد قَالَ: قَالَ لِى رَسُولُ الله ﷺ كَمْ إِبلُكَ؟ قُلْتُ: ثَلاثُونَ، قَالَ: إِنَّ ثَلاثينَ خَيْرٌ منْ مِائَةٍ، قُلْتُ: إِنَّا لنُحَدِّثُ أَنَّ المِائَةَ أَفْضَلُ وَأَطْيَبُ، قَالَ: هِىَ مَفْرَحَةٌ مَفْتنَةٌ (1)، وَكُلُّ مَفْرَحٍ مَفْتنٌ". Ye’lâ bin el-Eşdak, amcası Abdullah bin Cerâd’dan (r.a.) nakleder:Abdullah bin Cerâd dedi ki:"Resûlullah (s.a.v.) bana:— ’Kaç deven var?’ diye sordu.Ben de:— ’Otuz’ dedim.Bunun üzerine:— ’Şüphesiz otuz (deve), yüz deveden daha hayırlıdır’ buyurdu. Ben:— ’Biz (kendi aramızda) yüz devenin daha faziletli ve daha hoş/sevimli olduğunu konuşup dururduk’ dedim. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:— ’O (yüz deve), insanı sevindiren fakat aynı zamanda fitneye (günaha/imtihana) düşüren bir şeydir. Sevinç veren (dünyalık) her şey, insanı fitneye düşürür." d. Siyaset, Hukuk, isim verme Rivayetleri: Gayrimüslim Vatandaşın (Zimmî) Korunması: İslam hukukunun azınlık haklarına dair en net sınırıdır: عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ جَرَادٍ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ ظَلَمَ ذِمِّيًّا مُؤْدِيًا الْجِزْيَةَ مُقِرًّا بِذَلَّتِهِ، فَأَنَا خَصْمُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ» Abdullah bin Cerâd’dan (r.a.) nakledildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:— "Her kim (İslam devletine) cizyesini ödeyen ve (devletin kanunlarına) boyun eğip itaat eden bir zimmîye (gayrimüslim vatandaşa) zulmederse, kıyamet günü onun (hakkını savunmak için karşı taraftaki) hasmı/davacısı ben olurum!" Çocuğa İsim Verme Kriteri: عَبْدُ اللهِ بْنُ جَرَادٍ قَالَ: صَحِبَنِى رَجُلٌ مِنْ مُؤتَةَ فَأَتَى النَّبِىَّ ﷺ وَأَنا مَعَهُ، فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ وُلِدَ لِى مَوْلُودٌ فَما خَيْرُ الأَسْمَاء؟ قَالَ: إِنَّ خَيْرَ أَسْمَائِكُمْ: الحَارثُ وَهَمَّامُ، وَنِعْمَ الاسْمُ: عَبْدُ اللهِ، وَعَبْدُ الرَّحْمَن، وَسَمُّوا بأَسْمَاء الأَنْبياءِ، وَلا تُسَمُّوا بِأَسْماءِ الْمَلائِكَةِ، قَالَ: وَباسْمى، وَلا تَكنُّوا بِكُنْيَتى. Abdullah bin Cerâd (r.a.) şöyle anlattı:"Mûte (bölgesinden) bir adam bana yoldaşlık etti (beraber seyahat ettik). Ben de yanındayken Hz. Peygamber (s.a.v.)’in huzuruna geldi ve şöyle dedi:— ’Ey Allah’ın Resûlü! Bir çocuğum dünyaya geldi; en hayırlı isimler hangileridir?’Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:— ’Şüphesiz isimlerinizin en hayırlısı Hâris ve Hemmâm’dır. En güzel isimler ise Abdullah ve Abdurrahman’dır. Çocuklarınıza peygamberlerin isimlerini koyun; meleklerin isimlerini ise koymayın.’Ardından şöyle devam etti:— ’Benim ismimle de isimlenin (çocuklarınıza benim adımı koyun) fakat benim künyemle (Ebû’l-Kasım olarak) künyelenmeyin. Suyuti’nin naklettiği Tüm Hadisleri şu linktenLİNKTEN okuyabilirsiniz. Teracim bigilerini şu linktenLİNKTEN okuyabilirsiniz. Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan râzı olsun. --------- ** 📚 BİBLİYOGRAFYA / DİPNOTLAR 1. İbnü’l-Esîr – Usdü’l-Gābe fî Ma’rifeti’s-Sahâbe, No: 2748. 2. İbn Hacer el-Askalânî – el-İsâbe fî Temyîzi’s-Sahâbe, Cilt 4, No: 4606. 3. İbn Manzûr – Muhtasar Târîhi Dımaşk li-İbn Asâkir, Cilt 12, s. 70. 4. İmam Buhârî – et-Târîhu’l-Kebîr (Râvi Ebû Katâde ayrımı bölümü). 5. Es-Süyûtî – Câmiu’l-Cevâmî (el-Câmiu’l-Kebîr). |