ilginc.jpg (6858 bytes)

İmam-ı Azam ve büyük günahlar.

     Haricilerin Tevbesi

İmam-ı Azam Ebu Hanife rh.a., hiçbir müslümanı günahından dolayı tekfir etmez  , kâfir olduğuna hüküm vermezdi. Onun yaşadığı dönemde etkili bir topluluk olan Haricîler ise büyük günah işleyen herkese ‘kâfir’ damgasını basıyorlardı.

Ebu Hanife’nin durumunu bilen ve onun sesini kesmek isteyen yetmiş kadar gözü dönmüş Haricî, bir gün kılıçlarını kınlarından sıyırmış vaziyette onun huzuruna çıktılar ve dediler ki:

-Ey Ebu Hanife, ey bu ümmetin düşmanı ve şeytanı! Seni öldürmek bizler için yetmiş yıl cihad etmekten daha önemlidir.

İmam-ı Azam Hazretleri onlara şöyle dedi:

-Kılıçlarınızı kınına koyun, parıltıları beni korkutuyor.

-Biz kılıçlarımızı senin kanınla kınalamak istiyoruz, dediler. Bu tehdid karşısında İmam-ı Azam:

-Sorun da konuşalım, deyip sorunu konuşarak çözmeyi önerdi. Haricîler teklifi kabul edip:

-Mescidin kapısında iki cenaze. Biri şarap içmiş, boğazında şarap alıp boğularak ölmüş bir adam. Diğeri de zina etmiş, gebe kalınca kendini öldürmüş bir kadın. Bunlar hakkında ne dersin? diye sordular.

-Bunlar hangi dinden? Yahudi, hıristiyan yahut mecusi mi? diye sordu İmam-ı Azam.

-Hiçbiri değil.

- Hangi Milletdendiler ya?

- Bunlar "Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed s.a.v.’in O’nun kulu ve Rasulü " olduğunu diyenlerin ümmetindendiler, dedi Haricîler. İmam-ı Azam sordu:

-Kelime-i Şehadet imanın kaçta kaçıdır?

-İman bir bütündür, parça parça olmaz, diye cevapladı Haricîler. İmam-ı Azam:

-İşte Onların mü’min olduğunu kendiniz söylediniz, diyerek ihtilaflı konuda haklı taraf olduğunu gösterdi.

Hatta Haricîlerin sorduğu:
-Senden öğrenmek istiyoruz, bunlar cennetlik mi cehennemlik mi? sorusuna verdiği:

- Bu hususta ben şunu diyebilirim. Hz. İbrahim (AS) , bu ikisinden daha büyük günah işleyen kavmi için şöyle demişti.
" Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.” (İbrahim-36)

-yine Onlar hakkında, Allah’ın peygamberi İSA (AS)’ın onlardan çok daha günahkâr kimseler için söylediği şeyi söylerim:

“(Rabbim) eğer onlara azab edersen, şüphesiz ki onlar senin kullarındır. Kendilerini bağışlarsan, elbette mutlak izzet ve hikmet sahibi olan da sensin.” (Mâide,118),

-yine Onlar hakkında, Allah’ın peygamberi NUH (AS)’ın söylediği gibi söylerim:
" Dediler ki: “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken, biz hiç sana inanır mıyız?
Nûh, şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?
Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!
Ben inananları kovacak değilim
.” (Şuara 111-113)

cevabı da Haricîlerin silahlarını atıp tevbe etmelerine yol açtı. Yanlış inançlarından vazgeçerek, gönül huzuruyla dönüp gittiler.

İbnu Ahmed el-Mekki, Menâkıbu Ebu Hanife; İbnu Muhammed el-Kerderi: Menâkıbu Ebu Hanife
 

mico_tasarım